Son Dakika Haberler

“Türk uçakları gelince Ölmeyeceğimizi anladık”

“Türk uçakları gelince Ölmeyeceğimizi anladık”
Okunma : 30 views Yorum Yap

Erenköy Mücahitleri Derneği Başkanı, Erenköy mücahidi Mustafa Arıkan, Erenköy direnişinin Kıbrıs Türk mücadele tarihinde çok önemli bir yeri olduğunu söyledi.

Arıkan, Erenköy direnişinin Kıbrıslı Türklerin bir hedef belirlemesine olanak sağladığını dile getirerek, Anavatan Türkiye’nin de garantörlük hakkını kullanarak müdahale ettiğini belirtti.

Adaya silahların ilk kez Erenköy direnişiyle geldiğini anlatan Arıkan, bu açıdan da öneminin büyük olduğunu vurguladı. Arıkan, Erenköy direnişinin psikolojik olarak da halkta olumlu bir etki yarattığını, moral verdiğini ifade etti.

Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) Erenköy direnişine ilişkin anılarını anlatan Erenköy mücahidi, dernek başkanı Mustafa Arıkan, çok zorluklar ve sıkıntılar yaşamalarına rağmen hiçbir zaman pişmanlık duymadığını belirtti.
Arıkan, 21 yaşında Ankara’da bir üniversite öğrencisiyken, Türkiye’nin çeşitli illerinde öğrenim gören diğer Kıbrıslı Türk öğrencilerle birlikte Erenköy’e çıkarak, vatanı savunmak için mücadele ettiklerini anlattı.

“ERENKÖY’E ÇIKMAK İÇİN MİTİNGLER, AÇLIK GREVLERİ YAPILDI”
Erenköy’e çıkış süreçlerini anlatan Arıkan, 1963 yılı Aralık ayında Ankara’da üniversitede okuduğunu, Kıbrıs’ta yaşananları yakından takip ettiklerini söyledi.
Bu süreçte, Türkiye’nin müdahalesine yönelik atılan adımlarla ilgili bilgi veren Arıkan, İstanbul’da bazı kişilerin açlık grevi yaptığını dile getirdi.
Öğrenci gruplarının dönemin Başbakan İsmet İnönü ile görüştüğünü, durumu aktardıklarını kaydeden Arıkan, Ankara’da de 100 bin kişinin miting yaparak, konuya dikkat çekmeye çalıştığını belirtti.
Arıkan, İstanbul’dan Antalya’ya giden bir grup öğrencinin Kıbrıs’a çıkmak için bir gemi işgal edip, silahlandığını ancak otoritenin izin vermemesi üzerine geri döndüklerini kaydetti.
Bu dönemde Ankara’da Atatürk Öğrenci Yurdunda kaldığını söyleyen Arıkan, 1964 yılında Zir Kampında bir gece kalıp eğitim aldıklarını, sonra Anamur’a gittiklerini, kendilerine çıkarma harekatında kılavuz olarak kullanılacaklarının söylendiğini belirtti.
Arıkan daha sonra Toros’lara gittiklerini ve tekrar kampa geri döndüklerini anlattı.

“ERENKÖY’E ÇIKIŞ… DENKTAŞ BEY BİZİ BEKLİYORDU, BİRLİKTE GİTTİK”
Kıbrıs Erenköy’e ilk grubun 31 Mart 1964, ikinci grubun ise 1 Nisan 1964 tarihinde çıktığını belirten Arıkan, kendi gidişini şu sözlerle anlattı:
“Temmuz ayında bizi çağırdılar, Zir Kampı’nda 10-15 gün eğitim aldık. Anamur’a sahile gittik orada Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş ve TMT’nin kurucusu Rıza Vuruşkan bizi bekliyordu. Hep birlikte gece askeri hücumbota bindik, Erenköy’e gittik. Hücumbottan sandala geçtik, sandal arıza yapınca sürüklenmeye başladık ve karaya çıkmamız gereken yere değil yanlış yöne gittik. Şehitliğin olduğu yere çıktık, eğer 15-20 metre daha ileriye savrulsaydık Rum tarafına geçecektik. Ben Erenköy’e 1 Ağustos tarihinde çıktım. Bizimle aynı hücumbotta Denktaş ve Vuruşkan da geldi.”
Bölgenin başsız ve komutansız kalması üzerine, Vuruşkan’ın Erenköy’e çıkmayı gönüllü kabul ettiğini dile getiren Arıkan, mevziler kazdıklarını ve savaşa hazırlandıklarını belirtti.
Anılarını anlatırken zaman zaman 57 yıl önceki o günlere giden ve duygulananArıkan, bu dönemde tanık olduğu olaylardan birini gözleri dolarak şöyle anlattı:
“Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri gelerek Rumların bize ağır müdahalede bulunacağını, yaşlı, kadın, ve çocukları bölgeden uzaklaştırmak istediklerini söyledi. Bu anı ve o kadınların verdiği cevabı unutmam asla mümkün değildir. BM yetkililerine ‘biz kocalarımızı ve bu öğrencileri burada yalnız bırakamayız hiçbir yere gitmeyiz’ dediler ve gitmediler.”
Arıkan, 7 Ağustos’u 8 Ağustos’a bağlayan gece bölge köylerinde bulunan herkesin Erenköy’e gelmesi talimatı verildiğini söyleyerek, öncesinde gerçekleşen ve iki kişinin şehit olmasına ilişkin anısı şöyle:
“16-20 Temmuz arasında Bozdağ bölgesinden gelen arkadaşlar bir paket bulurlar, bu paketi açıp açmama konusunda kararsız kalırlar. Daha sonra dinlenme noktasına gelinir ve paket açılır, bubi tuzağı olduğu anlaşılan paketin açılmasıyla iki kişi şehit olur, Hüseyin Celal ve Naci Talat yaralanır. Bu olay üzerine komutan, misilleme yapılmasını ister ve bir kişiye bubi tuzağı yapma görevini verir. Bu kişi o olayı yaşadığını ve düşmanı dahi olsa kimseye böyle bir acı yaşatmak istemediğini söyler. Yani savaşta dahi insanlık ölmez. Ne yazık ki, bu kişi daha sonra bubi tuzağı ile şehit olur, Hüseyin Angolemli de yaralanır.”

“ESİR DÜŞMEK YOK”
Arıkan, 7’sini 8 Ağustos’a bağlayan gece, çevre köylerdeki herkesin; yurt dışından gelen 563 öğrenci, Londra’da gelen 35 kişi ve köylülerden oluşan 200-300 kişinin Erenköy’de toplandığını belirtti.
Denktaş ve Vuruşkan’ın da bulunduğu bir ortamda yaşlı bir kadın ve kızının komutanın yanına giderek, Rumlara esir düşmek istemediklerini söylediklerini, “Lütfen bizi şimdi burada siz şehit edin” dediklerini aktaran Arıkan, Vuruşkan’ın da “Böyle bir şey olmayacak ama olursa sizi şehit edeceğim” diyerek söz verdiğini anlattı.
Komutanlığın, Erenköy’deki herkese esir düşülmemesi gerektiğini bildirdiğini anlatan Arıkan, “El bombası veya son mermiyi kullanmamız söylenmişti, o andaki atmosfer buydu” dedi.
Rumların hücumbotlardan, bomba yağdırdığını şehitler verildiğini söyleyen Arıkan, Yunan uçaklarının da Türkiye’ye sadece geçiş yapacakları sözünü vermelerine rağmen Erenköy’ü bombaladığını anlattı.
Türk uçaklarının 8 Ağustos günü uçakla Erenköy’den geçtiklerini, o anlarda kurtulduklarını düşündüklerini ve moral bulduklarını söyleyen Arıkan, uçaklar gittikten sonra Rumların ağır ateşe başladıklarını, morallerinin yeniden bozulduğunu, öleceklerini düşündüklerini dile getirdi.

“ TÜRK UÇAKLARI BİZE MORAL VE UMUT VERDİLER. YAŞAYACAĞIMIZI, ÖLMEYECEĞİMİZİ ANLADIK”
Erenköy’deki Rum saldırıları üzerine Denktaş’ın telsiz yoluyla Türkiye’de Genelkurmay ile iletişime geçtiğini ve durumu anlattığını söyleyen Arıkan, hava kuvvetleri yetkilisinin de durumu Başbakan İnönü’ye anlattığını belirtti.
Daha sonra Türk uçaklarının 8 Ağustos tarihinde gelerek bombardımana başladığını belirten Arıkan, “Bize moral ve umut verdiler. Yaşayacağımızı, ölmeyeceğimizi anladık” diye konuştu.
Saldırının ardından cepheden silahları ve şehitlerini alamadıklarını anlatan Arıkan, Birleşmiş Milletler (BM) Kıbrıs Barış Gücü’nde görev yapan İsveçli Willy Lindh’in devreye girerek, silahları ve şehitleri getirdiğini, Kıbrıslı Türklere çok ciddi yardımlar yaptığını belirtti.
Lindh’in silahları taşırken yakalandığını, ülkesinde ceza aldığını, 8 ay hapis yattığını anlatan Arıkan, hapisten çıktıktan sonra iş bulamadığını bu nedenle önce Türkiye ardından da KKTC’ye geldiğini belirtti.
Arıkan, Lindh’in KKTC vatandaşı olup ülkede yaşadığını söyleyerek, derneğin de onur üyesi olduğunu kaydetti.

“AÇLIK, ZORLUKLAR… BİR EKMEĞİ 30 KİŞİ PAYLAŞTIK”
Erenköy’de bulundukları dönemde, saldırılar ve savaşın dışında, açlık ve birçok imkansızlıkla da mücadele ettiklerini anlatan Arıkan, “Patatesleri deniz suyunda pişirirdik. Su yoktu ancak denizde yıkanabilirdik.” dedi.
Bir küçük ekmeğin bazı günler 30 kişiye bölüştürüldüğünü anlatan Arıkan, “Bu zor şartlarda, açlıkla mücadele ettik ama isyan anlamında bir şey olmadı.” ifadelerini kullandı.
BM’nin ada genelinde görevli komutanının Erenköy’e gelerek durumu gözlemlediğini ve kayıtsız kalamadığını söyleyen Arıkan, “Komutan ‘Bu zamanda böyle bir rezalet olamaz’ dedi ve bize bir helikopter dolusu yiyecek gönderdi” diye konuştu.
O günlerde çektikleri zorlukları anlatan Arıkan, “Ben tarımla uğraşırdım, bu nedenle bana hendek ve mevzi kazma görevi verilirdi. Görevi tamamladığımda o incecik ekmeğin üzerine marmelat sürüp veririlerdi bize, ödül olarak. Çok sıkıntılar çektim ama Erenköy’e çıktığım için hiç pişmanlık duymadım” dedi.

“TAHLİYE… DENİZALTILAR BİZİ KORUDU”
Arıkan, 2 Mart 1966’da Erenköy’den tahliye edildiklerini söyleyerek, öncelikle BM Barış Gücü tarafından Gemikonağı’na götürüldüklerini orada sivil bir gemiye bindiklerini belirtti.
O sivil gemide Zir Kampı’nda kendilerini eğitenlerle karşılaştıklarını, çok duygulandıklarını dile getiren Arıkan, denizde ilerledikleri sırada iki denizaltının kendilerini koruduklarını gördüklerini, duygusal anlar yaşadıklarını kaydetti.
Arıkan, İskenderun’a bu şekilde vardıklarını söyleyerek, Türkiye’de okuyan öğrencilere burs sağlandığını ve nakit para yardımı yapıldığını belirtti.
Arıkan, Erenköy’e giden 563 kişinin hep beraber döndüğünü ifade etti.

“ERENKÖY RUHU… HALKA MORAL VERDİ”
Arıkan, Erenköy’e çıkanlar arasında ideolojik farklılıkların o dönem yerleşmediğini, birlik ve beraberlik içinde olduklarını dile getirdi.
Aralarında farklı siyasi görüşlerden de kişilerin yer aldığını, vatanı kurtarma noktasında bir araya geldiklerini dile getiren Arıkan, derneğin de siyasi partiler üstü bir dernek olduğunu vurguladı.
Kıbrıs Türk mücadele tarihinde Erenköy’ün önemli bir yeri olduğunu söyleyen Arıkan, Kıbrıslı Türklerin bir hedef belirlemesine olanak sağladığını, silahların ilk kez yoğun şekilde adaya geldiğini ve Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanarak müdahale ettiğini belirtti.
Arıkan, Erenköy’ün psikolojik olarak da olumlu bir etki yarattığını, halka moral verdiğini ifade etti.

“ERENKÖY BELGESELİ PROJESİ GERÇEKLEŞEMEDİ”
Erenköy Mücahitler Derneği olarak Erenköy konulu bir belgesel çekimi için 2017 yılında girişim yaptıklarını, dönemin Başbakanı Hüseyin Özgürgün ile görüştüklerini belirten Arıkan, “Bir belgesel yapalım istedik, hayattayken yapalım kalsın diye düşündük, Başbakanla görüştük, olumlu yaklaştı” dedi.
BRT ile ortak çalıştıklarını ve bazı röportajlar yapıldığını anlatan Arıkan, daha sonra belgesel için bütçe ayrılmadığını öğrendiklerini ve projenin gerçekleşmediğini belirtti.
Arıkan, Erenköy Belgeseli’nin, verilen mücadelenin gelecek kuşaklara aktarılması açısından ihmal edilmemesini istedi.